Premenstruel Sendrom

Adet Öncesi Gerginlik ( Premenstruel Sendron )

Adet öncesi gerginlik veya Premenstruel sendrom (PMS) kadınlarda adet öncesi dönemde, adetten yaklaşık 1 hafta önce başlayan ruhsal ya da fiziksel birtakım şikayet ve gerginliklere verilen isimdir. Bu şikayetler genellikle adetin başlamasına bir hafta kala ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte azalır ve birkaç günde kaybolur. Adet öncesi sıkıntıları özellikle yetişkin üreme çağındaki kadınların karşılaştıkları bir sorundur ve bazen normal hayatını engelleyebilen bir durumdur. Geçmişte Fransızlar tarafından, akıl hastalığı olarak değerlendirilmiştir. İngiltere ve Amerika'da ise suçluların ceza sürelerini hafifletmek için kullandıkları bir yol olarak ortaya konulmuştur.

Premenstruel sendrom tanısı koymak için hangi şartlar gereklidir?

Adet öncesi kadınların hissettikleri rahatsızlıkların hepsini premenstruel sendrom olarak isimlendirmek doğru değildir. Hemen hemen her kadın adet öncesi bir gerginlik ve huzursuzluk yaşar, ancak bu durum onun günlük hayatını çok etkilemez ve belirgin bir iş kaybı, sosyal yaşantı değişikliğine yol açmaz. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, %5 kadın oldukça şiddetli belirtiler hisseder ve bu grup premenstrual sendrom şikayeti olan hasta gurubu olarak adlandırılır. Premenstrüel sendromun olması gereken kriterleri:
> Belirtilere neden olacak anemi, diabet, tiroid hastalıkları gibi bedensel bir bozukluk bulunmamalıdır.
> Su toplanması (ödem), huzursuzluk, depresyon, gerilim, yorgunluk hissi gibi belirtiler bulunmalıdır.
> Belirtiler adet döneminin ikinci yarısında ortaya çıkmalıdır.
> Adet dönemin ilk yarısında en azından 7 günlük belirtisiz bir dönem bulunmalıdır.
> Birbirini izleyen 3 adet döneminde de belirtiler olmalıdır.
> Belirtiler kişinin bedensel, ruhsal ve ailevi yaşantısını bozacak şekilde olmalıdır.

Premenstrual sendromun belirtileri nelerdir?

Adet öncesi gerginlik sendromunun belirtilerini iki grupta toplamak gerekmektedir. Bu sendrom genelde adetten 4-7 gün önce belirtilerini göstermeye başlar. Ruhsal bulgular (sinirlilik, depresyon, yorgunluk, değişen cinsel istek, gerginlik, panik durumda olmak, ruhsal yapıdaki değişiklikler, konsantrasyon güçlüğü) ve fiziksel bulgular (baş ağrısı, ödem- bacaklarda, karında veya memelerde şişkinlik, artan iştah, çeşitli yiyeceklere olan düşkünlüğün artması, artan kilo, akne, kabızlık, baş dönmesi, adale ağrısı, çarpıntı) görülebilmektedir. Ruhsal ve psikolojik bulguların varlığı çok önemlidir.

Bu dönemde kadınlardaki cinsel dürtüdeki değişiklikler çok dikkat çekicidir. Kadınların bazılarının cinsel istekleri adet öncesi dönemde belirgin bir şekilde artar. Bazılarında cinsel arzu adetten hemen sonra arttığı gibi, bazıları da en yoğun cinsel duyguları adet sırasında yaşamaktadır.
Premenstrual sendromun diğer çok önemli belirtilerinden ve şikayetlerinden biri de vücutta su tutulması ve vücudun bazı yerlerinin şişmesidir. Vücutta su birikmesine progesteron hormonu neden olmaktadır. Su tutulumu genellikle yüzde, ayak bileklerinde ve göğüslerde olmaktadır. Adet öncesi karın şişkinliğinin nedeni de su tutulmasıdır. Memelerin bu dönemde dolgunlaşması, büyümesi ve ileri derecede hassaslaşması kadınlarda ciddi rahatsızlık ve şikayetlere sebep olabilmektedir.

Premenstrual sendromun sebebi nedir ?

Premenstrual sendromun altında yatan faktörler tam olarak bilinmemektedir. Bazı teoriler mevcuttur;
> Hormonal sebepler; Özellikle östrojen fazlalığı veya progesteron eksikliği önemli rol oynamaktadır. Ayrıca prolaktin, büyüme hormonu, tiroid hormonu, LH, FSH, antidiüretik hormon, insülin ve kortizol seviyelerindeki değişikliklerin de sebep olabileceği düşünülmektedir.
> Bazı minerallerin yetersizliği ve dengesizliği. Özellikle magenezyum ve çinko sorumlu tutulmaktadır.
> B6 vitamini ve A vitamini eksikliği neden olabilir.
> Bastırılmış cinsel arzu, cinsel stres bir faktördür.
> Psikolojik nedenler ve depresyona yatkınlık altta yatan neden olabilir.

Kimlerde daha sık görülür?

Yaşın ilerlemesiyle, özellikle 30 yaşından sonra daha çok görülmekte olup, gebelik sayısı, medeni durum, sosyoekonomik durum ve eğitimle ilişki tam olarak kanıtlanamamıştır. Adet kanaması uzun ve şiddetli olan kadınlarda belirtiler daha fazla görülmektedir. Genel olarak doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda az görülmekle beraber, bazı kişilerde tersi yönde bir etki de görülmektedir. Kişilik yapısı da önemlidir. Duygulu, heyecanlı kadınlarda bu duruma daha fazla yatkınlık görülmektedir. Fazla stresli kadınlar için de bu geçerlidir. Aileden geldiği, yani anne veya kız kardeşlerinde de bu şikayeti olan kişilerin bu sendroma daha fazla yatkın oldukları görülmektedir.

Tedavisi var mıdır?

Tedavisi değişik yöntem ve ilaçlar ile yapılmaktadır.

> İlaçlar; Doğum kontrol hapları, progesteron ilaçları, ağrı kesiciler, idrar söktürücüler(diüretikler) ve antidepresan ilaçlar kullanılır.
> Diyet; Karbonhidrattan zengin diyet önerilir. Bu şikayeti olan kadınların günlük beslenmelerinin %60’ı kompleks karbonhidrat, %20 protein ve %20 yağdan oluşmalıdır. Tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Kahve özellikle yasaklanmalıdır. Zencefil çayı günde 2 bardak tavsiye edilir. Son dönemde akşam sefası çiçeği kullanımı ABD ve Uzakdoğu’da adet öncesi gerginlik şikayeti olan kadınlarda çok yaygındır. Günlük 400 iÜ E vitamini, B6 vitamini ve 1200 mg kalsiyum fayda sağlamaktadır.
> Egzersiz; Yoğun aerobik egzersizleri çok rahatlatıcıdır. Düzenli bir şekilde haftada 4 kez 30 dakika süreyle aerobik tavsiye edilmektedir.
> Rahatlama teknikleri; Gelişmiş ülkelerde çok yaygın kullanılmaktadırlar. Zihinsel hayaller, aromaterapi, gevşeme teknikleri, meditasyon ve yoga ağrıyı azaltır ve zindelik sağlarlar.
> Operasyon; En son çaredir. Çok şiddetli dayanılmaz şikayetleri olan kadınlarda nadiren laparaskopi ile yumurtalıklar alınmaktadır (ailesini tamamlamış kadınlarda tabii ki)